Nisan 12, 2017

Melhameye hazır mısın?

Melhame'ye hazır mısın? Melhame-i Kübra


Neye mi? Elbette ilahi adaletin tecellisine, Melhame-i Kübra'ya. Söylediklerimiz sana nutuk çekme, ya da boş lakırtı mı geliyor? Olabilir, sen de kendi açından haklısın. Kimse güzel ve tatlı yalanları duymak varken, acı gerçekleri dinlemez, dile getirenleri de sevmez.


Yıllarca emperyalistlere, siyonistlere lanetler yağdır, onlara elinden geldiğince muhalif ol. Ama gelinen süreçte, emperyalistlerden farkın kalmasın, gerçekten çok acı, çok kötü bir durum.

Bu ülkeye, heterojen bir yapıda ve Amerikan Evanjelizminin onayıyla kurulan İhvan-ı Müslimin oluşumunun ideolojisini kimler soktu? Saf temiz Anadolu Müslümanının itikadını bozmada bu ideolojinin etkisi neydi? Siyasal İslam, İslamcılık gibi terimler nasıl oluştu?

Artık bir şeyden çok eminim. Hiçbir ülkede bizim ülkemizdeki kadar sahte kahramanlar üretilmemiş, yine hiçbir ülkede bizim ülkemizdeki kadar gerçek kahramanlar cezalandırılmamıştır. Küresel efendiler, bu ülkeyi tam olarak kendi istedikleri raya sokmuşlardır. Bunun başlangıcı ise on-on beş sene önce değil, Fransız ihtilaline kadar geriye dönük olan mazidedir. Ancak bu on-on beş sene içerisinde öylesine hızlı yol aldılar ki kendileri bile buna inanamıyorlardır.

Ancak, son dönemece gelindiğinde, tuzak kuranların en hayırlısı olan Allah-u Teala, onlara hiç beklemedikleri bir anda, artık zafer bizim diyerek rehavete kapılacakları bir anda helak edici darbeyi vuracaktır. Ancak bu süreç içerisinde, ilahi adalet gereği emperyalistlerden farkı kalmayan liderler ve arkasından giden topluluklarda hisselerine düşen payı alacaklar ve nedamet içinde berduş bir halde kalacaklar.

Çünkü bu emperyalistlere benzeyen topluluk ve liderler, emperyalistlere kendi kardeşlerinin kanını dökmesi için bazen doğrudan, bazen de dolaylı yollardan yardım etmişlerdir. Peki bunu ne niyetle yaptılar? Niyet iyi olsa bile, kardeş kanının döküldüğünü anladıklarında bu hatadan dönmeleri gerekirdi. Ancak, dönmediler, dönmek şöyle dursun, her seferinde daha çok kan akıtılmasının müsebbiplerinden oldular. Nice canlar gitti, nicelerinin ırz ve namusu kalmadı. Kimilerini ise parça parça edip organ ticaretinin mamulü haline getirilmesine sebep oldular. Evet bu belki bir defa olsaydı hatadır der, Allah'tan affedilmelerini diler, elimizden geldiğince uyarır ve doğruyu göstermeye çalışırdık.

Ancak! Bu hata değil, bu bir serüvendir. Bu serüven ki, kibir taşlarıyla örülmüş bir kulenin örülme sürecine benzer. Babil kulesinin efsanesine benzer. Her yükselişte daha fazla kibir, her kibrin sonunda ise daha fazla günah ve zulüm. Her yükselişte, daha fazla benlik duygusu ve daha az nasihat dinleme. Her yükselişte daha fazla ihanet ve duygu sömürüsü. Peki kime bu ihanet?

Dine, vatana, millete ve kendi ruhuna. Allah'ın emaneti olan temiz ve pak ruhu azgın nefsin eline bırakmak, işte insanı böyle vahim neticelere götürebiliyor. Allah, bizleri kibirden korusun. Şeytanın Avukatı adlı filmde, şeytan kibir için; "en sevdiğim günah" demektedir. Gerçekten de öyle.
Önceki Yayın
Sonraki Yayın
Related Posts

2 yorum:

  1. Hayırlı günler dileklerimle blogunuzu google+ sayesinde buldum içeriğini ve seçtiğiniz konuları oldukça iyi buldum,lütfen yazmaya devam edin.
    Desteğe ihtiyacınız olursa lütfen çekinmeyin.
    Kolaylıklar dilerim.

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim. Yalnız benim adresim sadecegercek.net'tir Bu kişisel blog adresimdir. Göz atmanızı rica ederim, desteğiniz için çok teşekkürler.

    http://www.sadecegercek.net

    YanıtlaSil